Roaccutane

   
 


 

 

ANA SAYFA

İLETİŞİM

EĞİTİM

SAĞLIK

=> Cinsel Bolge Nasil Temizlenir?

=> ŞİZOFRENİ NEDİR ?

=> Doğurganlık Belirtileri ve Korunma Yöntemleri

=> EPİLEPSİ

=> Diabet - Şeker Hastalığı

=> Lösemi Nedir?

=> Saglikli Cinsel Yasam ve Deprasyon

=> Kan Uyuşmazlığı

=> Ilkyardim Bilgileri

=> Bel Agrisindan Nasil Kurtulunur?

=> Kimler kan veremez?

=> Alternatif Tıp

=> Akupunktur

=> Roaccutane

=> Çocuk Hastalıkları

DERSLER

BiLGi ARSiVi

EĞLENCE

OGRENCiLER OZEL

SUNULAR

KUANTUM FELSEFESİ

KİTAPLIK

EKSTRA BİLGİLER

SINIFLAR

İSLAM BİLGİSİ

FORUM ALANI

Anketler

Ziyaretçi Defteri

TOPLİST

SAYAÇ

Galeri

 


     
 

  1. ROACCUTANE piyasaya ilk olarak ne zaman sürülmüştür ve bu tarihe kadar kaç kişi tarafından kullanılmıştır?

    İlk olarak İngiltere’de 1982 yılında ruhsat verilen ROACCUTANE, dünya genelinde yaklaşık 11 milyon insan tarafından kullanılmıştır.

    ROACCUTANE akneye neden olan dört faktörü etkilemektedir. Ciltteki sebum üretimini dramatik olarak azaltır. Duktal hiperkeratinizasyonu azaltır ve böylece siyah ve beyaz noktalar gibi iltihabi olmayan lezyonların oluşumu azalır ve antibiyotik olmamasına rağmen bakteri miktarında da önemli ölçüde azalmaya yol açar. Ayrıca kompleks mekanizmalarla enflamasyon ve kızarıklığı azaltır.

    Genellikle tedavi başladıktan birkaç hafta sonra ciltteki yağlanmada ve yeni akne gelişiminde azalma görülmelidir. İzleyen birkaç haftanın sonrasında ise akne çok daha iyi olacaktır.

    Ancak yüzdeki lezyonlar sırt ve göğüstekilerden daha hızlı temizlenme eğilimindedir. Dört aylık bir ROACCUTANE küründen sonra pek çok hastada akne tamamen iyileşmektedir.

    Spesifik çalışmalar yapılmamış olmakla birlikte, Staintorh ve arkadaşları izotretinoinin tekrarlanan kürlerinin ilave veya dirençli yan etkilere yol açmadığını bildirmişlerdir.

    Tedavi kürünün tekrarlanması gereğinin doğması olasılığını artıran faktörler, düşük doz başlangıç izotretinoin tedavisi, kapalı komedonal akne, şiddetli akne, yaş ve uzun süreli akne öyküsünü kapsar. Tekrarlanan tedavi kürlerine cevabın aynı düzeyde, yaklaşık % 80-90’da kalması, tekrarlanan kürlere tolerans gelişmediğini düşündürmektedir.

    Total plazma klirensi = 10-35 saat

    Böbreklerde temizlenen fraksiyon % 1' den az

    Metabolize edilme oranı % 90' dan fazla

    Oral biyoyararlanım % 25' den fazla

    Metabolizmasında rol alan enzimler: CYP2C8, CYP1A2, CYP3A4 ?, glukuronil transferaz

    Aktif metabolit (eliminasyon yolu); 4 okso-izotretinoin(GT)

    Referans: Clin Pharmacokinetics: 1997; 32(3), 210-258

    Tüm metabolitlerinin yarı ömürlerine bağlı olarak bir ay

    Kolay tutuşan, yanıcı özellikte bir katıdır. Suda erimez, atmosferik oksijen ve ışığa çok duyarlı bir maddedir.

    Retinoidler suda erimediklerinden ve ışıktan etkilendiklerinden dolayı bu şekilde doğal bir süspansiyon yapabilmek mümkün değildir. Ancak bazı merkezler, yutma problemiyle karşılaşıldığında, hastalara kullanımdan hemen önce kapsüllerin açılmasını ve içeriğinin yiyeceklerle beraber alınmasını önermektedirler. ROACCUTANE kapsüllerinin içinde limon kesiği benzeri bir form vardır.

    Alternatif olarak, kapsül temiz bir iğne ile delinerek içeriği direk olarak ılık süte sıkılarak boşaltılabilir. Hasta hızla karıştırılan sütü hemen içmelidir. Bir parça acı olan bu tat, sütün miktarı içebildiği kadar artırılarak hasta tarafından tolere edilebilir hale getirilebilir. Zorlu bir işlem olmakla birlikte birkaç günlük pratiğin sonunda kapsül içeriğinin tamamını çıkarmak mümkün olacaktır.

    İlacın biyoyararlılığının ve etkinliğinin değişmeyeceği düşünülmekle birlikte bu işlem ile ilgili yayın bulunmamaktadır ve bu yöntemin bilimsel geçerliliğini destekleyen veri yoktur.

    Evet; domuzdan değil inekten elde edilmiştir.

    Hayır. Kapsül duvarının % 70' ini oluşturan Karion 83, mısır nişastasından elde edilen bir dekstroz ürünüdür.

  2. ROACCUTANE böbrek yetmezliği olan hastalarda kontrendikedir. Böbrek yetmezliği olan hastalar ROACCUTANE ile yapılan klinik çalışmalara dahil edilmemektedir. ROACCUTANE’nın bu hastalarda kontrendike olmasının temel nedeni bu tip hastalarda ilacın kullanımına ilişkin çok az veriye sahip olmamızdır.
  3. Literatürden alınan verilere göre ROACCUTANE' ın, immünsüpresif tedavi alan transplant hastaları da dahil böbrek yetmezliği olan hastalara, semptomları azaltmak için yeterli olan dozlarda, bazı önlemler alınarak kullanılabileceği:
  4.  
  5. ROACCUTANE nasıl etki eder?

  6. Herhangi bir etki görülmeden önce ne kadar zaman geçer?

  7. ROACCUTANE kürlerinin tekrarlanması güvenli midir ?

  8. İzotretionin nasıl metabolize edilir?

  9. ROACCUTANE’nın son dozunun alınmasından ne kadar sonra izotretinoin vücuttan temizlenmektedir?

  10. ROACCUTANE’nın kimyasal ve fiziksel özellikleri nedir?

  11. Hastada yutma sorunu varsa kapsüller açılabilir mi?

  12. ROACCUTANE kapsüllerindeki jelatin hayvanlardan mı elde edilmiştir?

  13. ROACCUTANE Çöliak hastalarında doz problemlerine neden olabilecek nişasta içerir mi ?

    1. Böbrek yetmezliği olan hastalarda ROACCUTANE kullanılabilir mi?
    • Doz küçük miktarlarla başlanarak düzenli olarak artırılır. 0,3 mg/kg veya 0,5 mg/kg/gün dozlarla başlanıp klinik etkinin görüleceği ve iyi tolere edilen dozlara çıkabileceği;
    • Kan lipidleri, transaminazlar, renal parametreler gibi biyolojik parametrelerin sık kontrolünün zorunlu olduğu;
    • Parametrelerden biri normal sınırların dışına çıktığında ilacın hemen kesilmesi gerektiği;

       

    1. önerilmektedir.

    2. ROACCUTANE Crohn hastalığında reçete edilebilir mi?

    3. Bu tür hastaların dikkatle ele alınması ihtiyacını yansıtacak biçimde mevcut verilerde kolit izotretinoin tedavisinin olası yan etkilerinden biri olarak bildirilmektedir. Ancak iritabıl barsak hastalığı, kolit veya Crohn hastalığında ROACCUTANE kullanımı MacDonald Hull ve Cunliffe (1989) (ROACC853) ve Godfery ve James (1990) (ROACC 902) tarafından bildirilmiştir. 0,7 -1mg/kg/gün dozda izotretinoin alan yedi hastanın sadece birinin hastalığında alevlenme gözlenmiştir.

    4. Akne fulminans genellikle hafif ve orta şiddette akne vulgaris zemininde oluşur. Akne fulminans çok şiddetli akne konglabata’ya benzeyen ağır bir akne türüdür. Skarlaşma kaçınılmazdır ve özellikle tedavi edilmeyen durumlarda ciddi kozmetik bozukluklara yol açabilir.
    5. ROACCUTANE’nın akne fulminansta kullanımı ile ilgili şu faktörler düşünülmektedir.
    6. ROACCUTANE akne fulminans agreve edebilir veya indükleyebilir ve bu durum dozun azaltılmasını veya tedavinin sonlandırılmasını gerektirebilir.

    1. Hastada ciddi akne alevlenmesi (acne flare) veya akne fulminans gelişirse ne olur?
    • Akne fulminanslı hastalarda, hastalığın akut inflamatuar fazı antibiyotikler, prednizolon ve son olarak cerrahi uygulamalar ile kontrol altına alınmalı, relapsın önlenmesinde ROACCUTANE uygulanması bu aşamadan sonra düşünülmelidir.

    1. ROACCUTANE ve kortikosteroidler arasında bilinen herhangi bir etkileşim yoktur. Kortikosteroidlerle birlikte kullanım tedaviye yardımcı olabilir ve bu uygulama kontrendike değildir.
    2. ROACCUTANE tedavisi sırasında görülen kemik-iskelet sistemi problemleri nelerdir?

    3. Çocuklarda erken epifiz kapanması dışında, izotretinoin tedavisinde, hiperosteoz, servikal ve lomber vertebralarda osteofit oluşumu ve tendon ve/veya ligamanlarda kalsifikasyon oluşumunu içeren çeşitli iskelet sistemi değişiklikleri görülebilir.

      Literatürde iskelet değişikliği bildirilen vakaların büyük bölümü Darier hastalığı tedavisinde olduğu gibi uzun süreli izotretinoin kullanan hastalardır. Güncel olarak önerilen dozlarda tedavi alan hastaları kapsayan iki prospektif çalışmada yalnızca minimal kemik değişiklikleri bildirilmiştir.

      1999 yılında Leachman ve arkadaşları tarafından gerçekleştirilen çalışmada 6 ay süreyle (standart tedavi onaltı haftadır) 1 mg/kg izotretinoin alan hastalarda kemik dansitesinde ortalama % 4.4 oranında azalma tespit edilmiştir.

    4. Konjunktivit ROACCUTANE tedavisinin en çok görülen oftalmolojik yan etkisidir (hastaların yaklaşık %20’sinde görülür) ve doza bağlıdır(1-4). Semptomlar ve etiyolojisi literatürde geniş bir şekilde yer almaktadır(2-3).
    5. Eğer semptomlar hafifse, ROACCUTANE terapisi sırasında oluşan konjunktivitin tedavisi göz kapağı hijyeni sağlanarak, yapay gözyaşı damlalarıyla ve topikal antibiyotik tedavisi ile yapılabilir. Diğer tedavi yöntemleri de önerilmektedir(4).
    6. Lokal ve antibiyotik içerikli terapiye cevap verildiği sürece retinoid dozunu düşürmek gerekli olmayabilir. Bazı durumlarda dozu azaltmak ya da tedaviye ara vermek gerekebilir(3).
    7. Referanslar:
    8. 1. Roche in-house Global Drug Database
    1. ROACCUTANE konjunktivite neden olur mu?
  • 2. Gold JA et al.(1989) Ocular side effects of the retinoids. Int J Dermatol. 28(4):218-225

    3. Lebowitz MA and Berson DS (1988) Ocular effects of oral retinoids. J Am Acad Dermatol 19:209-211

    4. Isotretinoin. In: Therapeutic Drugs. Volume 1. Edited by Sir Colin Dollery.

    5. Core Data Sheet for ROACCUTANE

    1. ROACCUTANE ve ağda (wax epilation) arasında sorun var mı?

    2. Tetrasiklinleri kullanmayı bıraktıktan ne kadar süre sonra ROACCUTANE kullanılabilir?

    3. ROACCUTANE kullanırken alkol alınabilir mi?

    4. ROACCUTANE ile birlikte antibiyotikler alınabilir mi?

    1. ROACCUTANE, AIDS(HIV) tedavisinde kullanılan ilaçlarla etkileşime girer mi?

     

     

  • “Cilt ve mukus dokusu en çok etkilenen bölgelerdir. Ciltteki kuruluk, pullanma, eritem (özellikle yüzde) ve kaşıntı ile ilişkili olabilir. Cildin hassasiyetinin arttığı tesbit edilmiştir ve friksiyonel travma sonucu epidermal büller oluşabilir.”

    Tetrasiklinlerin kullanımından ve ROACCUTANE kullanımından sonra az sayıda selim intrakraniyal basınç artışı vakası gözlenmiştir. Tetrasiklinlerle ek tedavi bu yüzden kontrendikedir. Eğer bir hasta tetrasiklin kullanıyorsa, ROACCUTANE’a başlamadan önce tetrasiklinin 4-5 yarı ömrü süresi kadar beklenmesi gerekmektedir. Örneğin minosiklinin yarı ömrü 11-26 saattir ve ROACCUTANE tedavisine başlamak için 5-6 gün süre gerekmektedir.


    ROACCUTANE kullanmayı bıraktıktan ne kadar süre sonra alkol alınabilir?

    ROACCUTANE kullanımı süresince alkol tüketimi kontrendike değildir ama düzenli alkol kullanımı konusunda bir uyarı bulunmaktadır.

    İzotretinoin bazı hastalarda alkolün kan düzeylerini yükseltebileceğinden alkollü içecek içilmemesi ya da içilen miktarın azaltılması önerilmektedir. Core Data Sheet’te ise “ROACCUTANE tedavisi gören hastaların karaciğer fonksiyonları ve kan lipidleri tedaviden önce, kullanımdan 1 ay sonra ve daha sonraki 3 aylık dönemlerde ölçülmelidir” ifadesi kullanılmıştır. Buradan hareketle, yüksek lipid düzeyi riski taşıyan hastalar uyarılmalı ve hastalara temel olarak “eğer içmek zorundaysalar, bunu kararında yapmaları” söylenmelidir.

    Soria ve ark. alkol alımının izotretinoinin etkisini azalttığını gösteren bir vakaya işaret etmiştir. Alkol kullanmayan eski bir alkolik günde 60 mg izotretinoin ile tedavi ediliyordu. İki hafta süresince tekrar alkol almaya başladı. Bunun üzerine cildindeki lezyonlar tekrar ortaya çıktı ve ilaca bağlı yan etkiler azaldı. Alkol almayı bıraktığında bu senaryonun tam tersi oldu. Sebepleri tam olarak bilinmemekle beraber, bir senaryoya göre, alkol izotretinoin metabolizmasından sorumlu karaciğer mikrozomal enzimlerini kısa süreli olarak indükleyerek izotretinoinin terapötik ve yan etkilerinin azalmasına yol açmış olabilir. Bu etkileşimin genel önemi bilinmemektedir.

    (Soria C et al., Dermatologica, (1991), 182 ; 203-205, Decreased isotretinoin efficacy during alcohol intake )

     

    İntrakraniyal basınç artışı riskinden dolayı ROACCUTANE ile birlikte kullanılmaması gereken tetrasiklinler dışındaki tüm antibiyotikler ROACCUTANE ile birlikte kullanılabilir.

  • İzotretinoin’in nasıl metabolize edildiği kesin olarak bilinmemektedir ve CYP3A4’ü kullanıp kullanmadığına dair araştırmalarla ilgili bir yayın yoktur. Benzer olarak izotretinoin ve AZT, 3TC arasında etkileşime dair hem bizim veritabanımızda hem de ilaç gözetimi güvenlik veritabanında herhangi bir bildirim yoktur.
  • Ancak, saquinavir’in metabolizmasının karaciğerdeki metabolizmanın %90’ından fazlasından sorumlu olan CYP3A4 spesifik izoenzimi üzerinden sitokrom P450 aracılığıyla gerçekleştiğini bilmekteyiz. Ritonavir de metabolizması esnasında çok sayıda majör sitokrom enzimini kullanır. Bu yüzden, saquinavir/ritonavir ve metabolizmasında bu izoenzimleri kullanan diğer ilaçlar arasında bir etkileşim olabilir.
  • Bir yayında (Padberg J et al.; Drug Interaction of Isotretinoin and Protease Inhibitors. AIDS, 1999, 13:284-5) proteaz inhibitörleri almakta iken, izotretinoinin toksik düzeylerine ait klinik bulgular geliştiren bir hasta bildirilmiştir. Akne tedavisinin değiştirilmesinden dört hafta sonra bulgular ortadan kalkmıştır. Yayının yazarları bu ilişkide iki olası mekanizma önermişlerdir:
  • 1. HIV proteaz inhibitörlerinin sitokrom izoenzim sistemi üzerindeki baskılayıcı etkilerine bağlı olarak metabolizmadaki azalma.
    2. Hücre içindeki (intraselüler) izotretinoine bağlanan CRABP-1’in proteaz inhibitörleri ile hücreler arası (interselüler) blokajı.
  • Bu yayında izotretinoinin HIV proetaz inhibitörleri ile uyumlu olmayan ilaçlar listesine dahil edilmesi gerekebileceği sonucuna varılmakla birlikte, bu tür etkileşime dair bildirilmiş tek olgu budur.





  • Bu sayfa hakkında yorum ekle:
    İsminiz:
    Siteniz:
    Mesajın:

     
     

    Bugün Bilgi Harmanından 1 ziyaretçi (7 klik) faydalandı...

     

     
    => Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
    Ekol Hoca Din dersi Matematik Nişanlık Modelleri