KUŞ EVLERİ

   
 


 

 

ANA SAYFA

İLETİŞİM

EĞİTİM

SAĞLIK

DERSLER

BiLGi ARSiVi

EĞLENCE

OGRENCiLER OZEL

SUNULAR

KUANTUM FELSEFESİ

KİTAPLIK

EKSTRA BİLGİLER

=> Program İndir

=> Ful Müzik Dinle

=> Çocuk Şarkıları

=> Hayvanlar Alemi

=> Atların Şarkısı

=> Görsel Sanatlar

=> İstiklal Marşi

=> Çanakkale Şehitlerine

=> Hat Sanatı

=> Ebru Sanatı

=> Mevlana

=> KUŞ EVLERİ

=> Karagöz

=> Kutadgu Bilig'den

=> Ahilik

=> Ergenekon

=> Ahmet Maranki

=> Karakalem Resimler

=> Bitkiler ve İnsanlar

=> Öğreten Çocuk Şarkıları

=> Diş Sağlığı

=> Kurtlar Vadisi Video

=> Beynin Sırları

=> Kandil Mesajları

=> Arama Motorlarına Kayıt

=> Mezartaşı Yazıları

=> Panorama 1453 Tarih Müzesi

=> Yunus Emre

=> Minyatür

SINIFLAR

İSLAM BİLGİSİ

FORUM ALANI

Anketler

Ziyaretçi Defteri

TOPLİST

SAYAÇ

Galeri

 


     
 

KUŞ EVLERİ
KUŞ SARAYLARI

MEDENİYETİMİZDEN İNCE BİR NOKTA DAHA
 
Merhamet ve estetiğin sembolü Kuş evleri



Serçe, saka, kırlangıç gibi kuşlar için inşa edilmiş kuş evlerinin geçmişi çok eskilere uzanıyor. 15. yüzyılda klasik Osmanlı mimarisiyle paralel şekilde sayıları çoğalan bu minik konutlardan kimileri, onların Osmanlı öncesi dönemlerde de ufak çapta da olsa inşa edildiğini gösteriyor. Türklerin 19. yüzyıla kadar yapımını devam ettirdiği bu sevimli kuş evlerinin amacı; uçsuz bucaksız göklerde özgürce salınan, ama bir o kadar yalnız olan kuşlara barınak sağlamak. Onları fırtınadan, yağmurdan, çamurdan, yakıcı güneşten korumak...

 
Türk yapılarında heykel kabartmalarının yerini alan bu küçük süs evler, yapının en görünür bir yerine konur, bu oyuncak yapı oya ve dantel gibi işlenirdi. Eskiden duvarlarda görülen bu küçük kabartma yapılar büyük yapının küçük bir örneği, planı sanılırdı. Halbuki yapı ile ilişiği olmayan bu güzel motiflerin Türk Sanatı’na mahsus bir hayal mimarisi olduğu unutulmamalıdır.
 

AMAN KEDİLER KAPMASIN!
Kuş evleri çeşit çeşit... Tıpkı biz insanların yaşadığı evler gibi. Gecekondu gibi derme çatma olanı da var, saray gibi olanı, gökdelen gibi çok katlısı da. Kuş yuvaları, ilk başlarda daha basit inşa edilirken, 18. yüzyılda ince bir estetiği yansıtan, konforlu yapılara dönüşmüşler. Sadece estetik yeterli değil tabii. Kuş evlerinin hepsinin belli standartları olmak zorunda. En başta geleni, kuşların kendilerini güvende hissedebilmelerini sağlamak.



 
Evi, bir kedinin ulaşabileceği bir yere yapmanın ne anlamı var değil mi? Yuvaların şiddetli esen rüzgârlardan korunaklı, binaların daha çok güneş alan dış cephesine inşa edilmesi de gerekiyor. Sivil mimarinin en güzel örnekleri içinde yer alan kuş evleri, hemen her yapının gözbebeği. Kimileri binaya sonradan eklenmiş, kimileri de yapıyla birlikte inşa edilmiş. Nerede karşımıza çıkmıyor ki... Cami, medrese, kütüphane, ev, han, hamam, türbe, köprü, kilise, sinagog ve saraylarda. Kısacası, onlar insanoğlunun elinin değdiği her yerde var.


KUŞLARIN BALKON SEFASI
Kuş evleri, iki grupta toplanıyor. Birinci gruptakiler, kâgir yapıların cephe kaplamaları arasında özel olarak bırakılmış bir ya da yan yana birkaç küçük delik halinde. Yani cephe yüzeyinden dışa pek taşmayan yapılar. İstanbul’da Süleymaniye Cami, Yeni Cami ve Büyükçekmece Köprüsü bu grubun en başta gelen örneklerini oluşturuyor. Bir de bulundukları yüzeyin dışına taşan, çıkıntılı kuş evleri var.




Bu tür kuş evlerinin daha çok 18. yüzyılda yapıldığını görüyoruz. Evden ziyade köşkü, sarayı andıran estetik ve zarif, süslü evler bunlar. Hatta kimilerinde sakaların, serçelerin beslenmesi için yemlikler, suluklar, inip çıkabilmeleri için yollar, başlarını çıkarıp etrafı kolaçan edebilecekleri balkonları bile bulunuyor. İnce işçiliğin ürünü olan bu evlerin en güzel örnekleri arasında, İstanbul Üsküdar’daki Yeni Valide, Ayazma, Selimiye camileri; Topkapı Sarayı’ndaki Darphane’nin iç avlusundaki bina yer alıyor. Şehrin kuş evine sahip diğer önemli yapılarından bazıları ise şunlar: Feyzullah Efendi, Seyyid Hasan Paşa medreseleri, III. Mustafa Türbesi, Çukurçeşme Hanı, Balat Ahrida Sinegogu.
Sadece İstanbul mu kuşlara ev sahipliği yapan? Elbette hayır. Trakya’dan Doğu Anadolu’ya kadar, nereye insan eli değdiyse orada da mutlaka bir kuş evi var. Kırklareli, Tekirdağ, Edirne, Bolu, Bursa, Milas, Antalya, Amasya, Kayseri, Ankara, Nevşehir, Sivas, Erzurum, Şanlıurfa, Doğu Beyazıt, kuş evi bulunan şehirlerden sadece bu sayfaya dökebildiklerimiz...
 


TAHTA EVLER YOK OLDU
Kuş evleri, Türklerin hayvanlara, özellikle kuşlara verdikleri değer ve önemin simgesi. Osmanlı döneminde hayvanların bakımı ve korunması için birçok vakıf faaliyet gösteriyordu. Soğuk kış günlerinde kuşların beslenmesi, hasta leyleklerin bakım ve tedavisi, hayvanlara gıda ve su verilmesi için kurulan vakıflardı bunlar. Kırlangıçların yuva yaptıkları evleri yangından koruduğu, kumruların aşıkları bir arada tuttuğu gibi inançların da belki etkisi vardır kuş evlerinin çoğalmasında. Ya kuşların koro halinde yaptıkları müzik... Bir minik serçenin, sakanın, kırlangıcın ev halkına “uyanın, güneş doğdu, sabah oldu” diye seslenişi... İşte insanın içini ısıtan bu cıvıltılar da bir sebepti insana kuş evini yaptıran...
İnsanoğlunun en güzel tasarımlarından olan kuş evleri, ‘merhamet’ ve ‘sevgi’ gibi yüce duyguları sembolize etmekle beraber, dönemin mimarisini, o kuş evini yaptıranın zevkini, inceliğini de yansıtıyordu. Tuğla, kiremit, taş, harç ise kuş evlerinin inşasında kullanılan malzemelerden. Tahtadan yapılan yuvalar ise ne yazık ki günümüze kadar ulaşabilmiş değil.




‘KUŞLARI DA ISITIR MUTLULUK’
Günümüzde bu şirin kuş evlerine ne yazık ki yenileri eklenmiyor. Var olanların kimileri de yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Onlar için ekstra bir şeyler yapmak bir yana dursun, doğanın kuşlara sunduğu yaşama alanlarına bile müdahale ediyoruz kimi zaman. Gittikçe bencilleşiyor muyuz yoksa? Neyse ki, Yeni Cami’nin önünden geçerken, satıcıdan bir kese yem alıp kuşlara atma geleneği devam ediyor...
Ve Mehmet Zaman Saçlıoğlu’nun ‘Kuş Evleri’ adlı şiirinin bir bölümüyle noktalıyoruz yazımızı... Hem sizin, hem de kuşların içi mutlulukla ısınsın diye… “Kuş evleri olmalı evlerin dış duvarları / Kanatlanmalı çocuklar gülüşünce. / Dış evleri kış olsa da duvarın / İç evinde yaz güneşi doğmalı / Kuşları da ısıtır mutluluk...”
Yazı: Füsun Akay
Foto: İbrahim Yoğurtçu
Kaynak:thy.com.tr.


 
KUŞ EVİ

“Geçmişte mimarimizin tatlı bir ayrıntısı olan ve ülkemizde ancak birkaç numunesi bulunan kuş evleri günümüzde tamamen unutulmaya yüz tutmuş durumda. “Kuş evi” denildiğinde bir çoğunun zihninde çok fazla bir gayrete gerek duyulmadan yapılmış alâlade bir kuş yuvası canlanabilir. Ancak gerçekte hiç de öyle değildir. Her biri ince bir zevk ürünü olan ve sadece yaşamak için değil de, mimarların sanat kabiliyetlerini göstermek için yaptıkları saray ya da köşklere benzetebiliriz. Belki de bu yüzden kuş evlerine ‘Kuş köşkü’ ya da ‘Kuş sarayı’ da denilmektedir.”

Kuş evleri, kuşları dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı korumak, yapıları da kuşların verebileceği zararlardan korumak, hem de Allah’ın yaratmış olduğu bu nazik yapıdaki hayvanlara hizmette bulunarak “sevaba nail olma” düşüncesiyle yapılmıştır. Güzel ötüşleriyle bulundukları yeri cennetten bir köşe haline getiren, aynı zamanda cennette bulunan birkaç hayvandan biri oluşundan dolayı kuşlara bizim kültürümüzde ayrı bir ihtimam gösterilmiştir.



“13. asırdan itibaren 19. asrın sonlarına kadar hemen hemen Osmanlı Devleti’nin ömrü boyunca camiler, medreseler, sıbyan mektebleri, şifahaneler, kütüphaneler, darphaneler, maksimler, iskeleler, köprüler gibi resmi binalarla, türbeler, hanlar, hamamlar ve evlerin duvarlarında geleneksel mimarlığın sevimli bir ayrıntısı olarak yer almışlar. Boyalı, oymalı küçük tahta yuvalar biçiminde ağaç dallarına asılanları da yapılmış, ama kuş evlerinin ahşap numuneleri yangınlar, istimlâklar, yıkımlar yüzünden günümüze kadar ulaşamamıştır.”
 
Meselâ, “Yeni Camii, Nuruosmaniye, Fatih, Süleymaniye, Eyüp, Bâlipaşa, Üsküdar’da Ayazma (Sultan 3. Mustafa Han), Selimiye ve Cedid Valide Camiileri, Çarşıkapı’da Kara Mustafa Paşa, Saraçhane’de Amucazade Hüseyin Paşa, Vezneciler’de Sadrazam Seyyid Hasan Paşa, Fatih’te Feyzullah Efendi Medreseleri, Sadrazam Seyyid Hasan Paşa, Ragıp Paşa Sıbyan Mektebleri, Ayasofya’da Sultan Mahmud Han-ı Evvel Kütüphanesi, Lâleli’de 3. Mustafa ve 3. Selim türbeleri, Lâleli’de Çukur çeşme, Bayezid’de Hasan Paşa Hanları, Büyükçekmece’de Sokollu Mehmed Paşa Köprüsü, Sarayiçi’nde Darphane-i Âmire binası ile Balat’ta sivil taş mimari örneği olan evlerde, Haydarpaşa vapur iskelesi’nde,Taksim maksimi’nde kendine özgü bir mimarisi olan bu kuş evleri, köşkleri ve sarayları halâ görülebilir.”



Ne var ki artık, ecdadın gönül inceliğinin ve merhametinin tezahürü olan bu kuş evlerine, mimarimizde hiç rastlayamıyoruz. Şehirlerimizden kuşlar yavaş yavaş göç etmeye başladı. Bizim duyarsızlığımız ve sevgisizliğimiz karşısında. Mustafa Kutlu’nun, “Kuş Sesleri” isimli yazısında söylemiş olduğu şu ifadeler ne kadar da doğru: “ Bir kuş cıvıltısı bize neyi anlatır? Her halde topraktan geldiğimizi. Ağaçtan, yapraktan, tohumdan, çiçekten, hayvandan, yağmurdan, böcekten, kırdan, bayırdan, Âdem atamızdan geldiğimizi. Nerede durduğumuzu sarsılarak hatırlarız. Hatırlarız ki, biz, yani insanoğlu çeliğin, plâstiğin, poşetin, motorun, betonun, antenin, ekranın, asfaltın çocuğu değiliz. Bir kuşun bir kuşa seslenişinde, patlayan tomurcuğun güneşe gülümseyişinde, yağmurun toprağa değişinde var olan sırrın şahidiyiz.”

Türk kültürünün merhametinin ve zerafetinin tezahürü olan “kuş evleri” nin hatırlanarak, yakın zamanda Adapazarı şehir merkezinde çok güzel örneklerinin yapılması sevindiricidir. Hem şehir estetiğine çok büyük katkı sağlayan, hem de neşeli sesleriyle şehirlerimize huzur iklimi yayan kuşların rahatı düşünülerek, Sakarya-Taraklı evleri üslûbunda kuş evleri yapılmış olması ve bu kuş evlerinin şehrin muhtelif yerlerine konulmasıyla kültürel mirasımıza da sahip çıkıldığı gösterilmiştir.




KUŞ EVLERİ
 
Kuş evleri olmalı evlerin dış duvarları
Kanatlanmalı çocuklar gülüşünce.
Dış evleri kış olsa da duvarın
İç evinde yaz güneşi doğmalı
Kuşları da ısıtır mutluluk.
 
Çocuk odalarını geceye hazırlarken
Düş kanadı koymalı kuş tüyünün altına
Uyuyunca çocuklar perdeleri açmalı
Sokağı da aydınlatır yüzlerdeki ışık.
 
Gündüzleri gülebilen çocuklar
Geceleri kuş anneleriyle uçar
Evlerin duvarları kuş evleri olmalı.
 
Mehmet Zaman SAÇLIOĞLU
 
 

Zarif
Kuş evleri, Osmanlı medeniyetinin ne kadar yüksek bir seviyede olduğunu, Türk insanının ne kadar zarif ve merhamet dolu bir ruha sahip olduğunu göstermektedir. Şehirlerimizi ecdat, camiiler, köprüler, çeşmeler, hamamlar ve kütüphanelerle dokumuş; biz ise, bu kültürel mirasımıza sahip çıkamıyoruz. Şehirlerimizi dantelâ gibi işleyen ecdada şâir Yavuz Bülent Bakiler şöyle sesleniyor:
(...)
Köprülerle, çeşmelerle, minarelerle
Kubbelerle yurdumuzu süsleyip duran
Ey mermeri nakış nakış işleyip konuşturan
Ulularım nerdesiniz?

Kaynak:Mustafa Özgül .edebice.com


 
Kuş evlerinin bazıları “Bulundukları binanın duvarına doğrudan ya da çok az çıkıntılı olarak bir dizi delikler açılarak mühendisçe bir görüşle, yani yalnız fayda unsuru dikkate alınarak yerleştirilmişlerdir. Süleymaniye Camii, Yeni Camii ve Büyükçekmece’de ki Sokollu Mehmed Paşa Köprüsü’ndeki kuş evleri böyledir.”



Geleneksel mimarimizin bu sevimli ayrıntısı olan kuş evlerinin en eskilerinden biri Sivas’ta 13. asrın başından kalma İzzettin Keykavus Şifahanesi’ndedir. Bunun yanında 15. asra ait Amasya Sultan Bayezid Cammii’nde de çok güzel bir nümunesi bulunmaktadır. En güzel örnekleri ise şüphesiz devrin pay-i tahtı İstanbul’un camii, külliye, türbe, han gibi âbidevi taş yapılarında görülmektedir.
www.revengeteam.com





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
Siteniz:
Mesajın:

 
 

Bugün Bilgi Harmanından 3 ziyaretçi (12 klik) faydalandı...

 

 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
Ekol Hoca Din dersi Matematik Nişanlık Modelleri